Güreşe başlama hikayem aslında oldukça basit. Okuldaki arkadaşlarımdan görerek bu spora ilgi duymaya başladım. Okulumuzun spor salonunda haftada üç gün antrenman yapıyorduk. Başta sadece arkadaş ortamıyla gidiyordum ama zamanla bu iş benim için daha ciddi bir hale geldi.

Arkadaşlarımdan biri güreş eğitim merkezini kazanıp yatılı okumaya başlayınca ben de daha fazla motive oldum. Onu gördükçe ben de ilerlemek istedim ve antrenmanları aksatmadan devam ettim.

Muharrem Çelik

Kasım hocam ve yanında ona sarılan ben sanırım burda yenilmiş ve ağlamıştım

 

Bu süreçte iki önemli antrenörüm oldu: Muharrem Çelik ve Kasım Çelik. Güreşle ilgili bildiğim her şeyi bana onlar öğretti. Muharrem hoca bizimle daha samimi ve yakındı. Kasım hoca ise daha sert ama aynı zamanda babacan biriydi. İkisini de çok severim ama Kasım hocanın o disiplinli ve koruyucu tavrı bana her zaman daha etkileyici gelmiştir.

Benim için antrenör sadece antrenman yaptıran biri değil, aynı zamanda sporcunun yol göstericisi ve bir nevi ailesidir. Güreşe başlamamda ve gelecekteki başarılarımı elde etmemde en büyük pay onlara aittir. Buradan onlara teşekkürlerimi sunuyorum.

 

2016 yılında güreş eğitim merkezi seçmelerine katıldım ve kazandım. Bu benim için önemli bir adımdı, çünkü hedefime ulaşmıştım. 2017’de yatılı eğitime başladım ve artık her şey daha ciddi bir hale geldi. Yeni takım arkadaşlarım ve yeni antrenörlerim vardı: Ali Kılıç ve Fahri Taşkaya.

Bu dönem, amatör güreşten daha ileri bir seviyeye geçiş yaptığım süreç oldu. Hocalarım bu konuda gelişmem için büyük emek verdi. Yatılı kaldığımız için sadece antrenmanda değil, günlük hayatta da bizimle ilgileniyorlardı. Sorunlarımızı dinler, çözüm bulmaya çalışırlardı. Bizim için sadece antrenör değil, adeta aile gibiydiler.

 

Hafta sonları bile bizimle ilgilenirlerdi. Çoğu insan ailesiyle vakit geçirirken biz antrenman yapardık. Hocalarımız bizi erkenden kaldırır, koşuya götürürdü. O zaman zor gelse de bugün baktığımda hepsinin gelişmemiz için olduğunu daha iyi anlıyorum.

Fahri hocayla unutamadığım bir anım var. Bir müsabakada gerideydim ve araya çıktım. Antrenmanlarda bize yeni bir teknik öğretmişti. O sırada yanıma gelip beni kendime getirmek için uyardı ve o tekniği hatırlattı. Maça döndüğümde o hareketi yaptım ve kazandım. Maçtan sonra bana gururlu ama bunu çok belli etmeyen bir şekilde baktığını hâlâ hatırlıyorum.

Ali hocayla yaşadığım bir anı da benim için çok özel. Parmağım kırılmıştı ve ameliyat olmuştum. Parmağımda teller olmasına rağmen güreşmeye devam ettim. O müsabakada ikinci oldum. Bu süreçte Ali hoca bana hem moral verdi hem de her maç öncesi pansumanımı kendi elleriyle yaptı. Onun desteği olmasa o şekilde mücadele etmem zor olurdu. Her maça çıktığımda onu gururlandırmak için daha fazla çabalıyordum.

 

Orada zamanla gerçek bir aile olduk. Hem takım arkadaşlarımla hem de hocalarımla güçlü bir bağ kurduk. Güreş eğitim merkezinde yaklaşık üç yıl kaldım ve oradaki her günü özlüyorum. Şimdi her ne kadar sık görüşemesek de onları her zaman hatırlayacağım.

Scroll to Top